Anasınıflarında aranan fiziksel özellikler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Anasınıflarında aranan fiziksel özellikler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

14 Kasım 2013 Perşembe

Büyüklerin bahçesinde ne arıyoruz?

Bahçede neler yaptığımızı anlatıyorduk en son, kaldığımız yerden devam edelim... Öğretmenler için okullar açıldığında gördüm ilk olarak bahçenin bu güzel ve oyunlu halini. Sağ olsun Ankara Büyük Şehir Belediyesi yaptırmış. Sabit baskılar sayesinde artık bahçede sek sek, köşe kapmaca, sayı bulma, hedefe atma, çizgi üzerinde yürüme, yıldız, yarışmalı oyunlar veya  kendi uydurduğun oyunları oynayabilecektik artık. Ne güzel!

Öncesinde düşünün tuğla taş kaplı kocamaaaan bir boş alan. Ve 40 dakika sırada sabit oturmuş çocuklar. Zil çalıyor ve bahçeye çıkıyorlar. Elbette teneffüs boyunca "yaşasın özgürlük" diye sadece ve sadece bağırıp koşacaklardı. Şimdi o sonsuz boşluk yok en azından. Kendi kendine oyun kurmada zorluk çeken çocuklara da yardımcı oluyor, bizim cüceler de orada, daha ne olsun değil mi?

Bir oyun grubumuz olsun elbette! Çok istiyoruz, lütfen, amin.





13 Kasım 2013 Çarşamba

Kasım'da güneş başkadır!

Okul açıldığından beri adeta güneş bizim için doğuyor, bizim için aydınlatıyor, bizim için ısıtıyor bahçeyi. Ne sabah ne öğleden sonra sınıfımızı teğet geçen güneşi ancak bahçede yakalayabiliyoruz. Böylesi bir fırsat varken tutar mıyım çocukları o ruh karartıcı yerde?! Bahçeye çıkıyoruz mutlaka her gün bir saat! Gözümüz gönlümüz aydınlanıyor, güzel düşünüyoruz yeminlen. Enerjiler toprağa karışıyor, biriken huysuzluklar terleme yoluyla dışarı atılıyor. Bağırma, çığırma, kudurma serbest! O kuru bahçede ne buluyorlar derseniz, sırayla anlatıcam efendim. Takipte kalın...

Parkımız yok, ama sadece kayma kısmı olan bir kaydırakçığımız var. Yaslarız masaya, ohhh...




HANİMİŞ: Bu nimeti-kaydırakçığı bağışlayan güzel insanı her kullanımda yad ederek elbette...

31 Ekim 2013 Perşembe

Ne yani popoları mı üşüsün?

Devlet okullarında ısınma, elektronik herhangi bir aletini şarz etme vb. amaçlı elektrik kullanma hakkın yokmuş, daha yeni öğrendim. Gelen müfettişler, öğretmenler odasındaki ısıtıcıyı bile kaldırın demişler falan filan... 

Bizim okul malum, "yaşam alanı olarak nereye bina yapılmaz" maddesi tam olarak anlaşılsın diye inşa edilmiş bir okul olduğu için, bildiğin soğuk hava deposu gibi. İdarecilerin odasına ne zaman girsem hapşırarak çıkıyorum. Kaloriferlerin kendine faydası yok! "Ankara'nın en büyük ikinci okulu" diye ünvanı olacağına, "Ankara'nın en küçük-en şirin-en iyi ısınan okulu" olmasını tercih ederdim.

Neyse efendim lafı döndürüp bugünkü etkinliğimize gelecek olursam, rahatlamak için drama yapacağız. İşte hafif bir Vivaldi esintisi açmışım, "pamuk gibiyim" adlı parçayı okuyacağım. Çocuklar yere uzanmış kıpırtısız yatıyorlar, kendilerini ben okudukça pamuk gibi hissedecekler, rahatlayacaklar...

Sınıf soğuk, yerler soğuk, Vivaldi'nin kendisi gelip canlı çalsa kaç yazar, popoları donuyor çocukların ayol! Hem dramanın da bir yolu, yordamı var değil mi canlar; ısıyı da ayarlayacaksın. Dişler takır takır ne pamuğu! Hayır bir yerden Ömer Dinçer'in fırlayıp "Kibritçi Kız masalındaki gibi yap öğretmenim, kibriti çak çocuklar çıtır çıtır yanan şömineyi hayal edip ısınsın" diyecek korkusu da var...

Ama yok öyle yapmadım, yaktım ısıtıcıyı, aldık minderleri geçtik karşısına yattık. Yani verdiğimiz vergiler yol, su, elektrik olarak geri dönüyor dememiş miydi devlet baba? Ee bu durumda çocuklarımın poposunun üşümesine izin veremezdim değil mi devlet baba, müfettiş amca?!



5 Ekim 2013 Cumartesi

Öğretmeni cadı olanın, kaydırağı farklı olur!

Malum ne zaman burada bir şey yazmaya kalksam lafı illa "yokluğa" getiriyorum. Bugün de ezberi bozmayacağım. Parkımız yok bizim biliyor musunuz?! Evet bahçemiz var sevgili Polyanna, ama parkımız yok :( Sorun mu peki; yoo öğretmen böyle olursa, öğrenci de böyle olur:
"Öğretmenim şurayı kaydırak yapalım mı?"







HANİMİŞ: Mutluluğun resmi burada Abidin, daha da arama!

1 Ekim 2013 Salı

Sınıfa geometri tahtası gelir

Belki sınıfa bir gün geometri tahtası gelir, Reyhan Cadısı değişir,  eskilerden sıyrılır özgür olur, gülümse...

Milli Eğitim Bakanlığı orta okullarda yenilenen programla matematik derslerinde problem çözme, akıl yürütme, tahminde bulunma, desen arama gibi becerilerin büyük önem kazandığını söylemiş ve somut modeller olarak kesir takımları, tangram, geometri tahtası, onluk sistem blokları, birim küpler gibi fiziksel materyaller kullanılmasını istemiş. Daha yeni öğrendim ben. Ayıp benim ayıbım tabii. 

Şimdi bilmeyenler için açıklayayım; aşağıda görmüş olduğunuz oyuncağın-aletin adı geometri tahtasıdır. Montessori araçlarında da var böyle lastikle şekil yapmaca. Hemen-sağ olsun- geometri tahtasını matematik öğretmenimizden aldım, kavram merkezimize yerleştirdim. Ve sessizce izlemeye başladım olacakları. Açıkçası 5 yaş bebelerinden pek bir beklentim yoktu. Ayıp benim ayıbım tabii.






Sakın benim gibi şekildekinin yıldız olduğunu düşünmeyin; kartanesiymiş!


Çünkü normal sistemle düzleşen mantığım çocuklarımın da benim gibi geometri tahtasında kare-üçgen-daire bilemedin beşgen yapmalarını bekliyor. Çocuklarım bildiğin kompozisyon oluşturuyorlar ayol!! Ayıp benim ayıbım tabii...

Belki sınıfa bir gün geometri tahtası gelir, Reyhan Cadısı değişir,  eskilerden sıyrılır özgür olur, gülümse...
İmza: Her gün öğrenmeyi öğrenen öğretmen


19 Eylül 2013 Perşembe

Ekmek yoksa pasta yiyeceksin!

Evet Türkiye'nin başkentinde bir okuldayız,
evet burada ikinci görev yılım;
evet ama bu yokluklarla dolu olan sınıfımı doldurmaya yetmiyor :(
Pekiii, ne yapıyoruz?
Ağlıyoruz; hayır!
Karanlığa küfrediyoruz; hayır!
Daha önce burada yaptığım gibi muadilini buluyoruz; hayır!
Ekmek yoksa gidiyoruz pasta  buluyoruz efem, hepsi bu!




İmza: Reyhan Antoinette!

HANİMİŞ: Ömer Dinçer tanısaydı beni çok severdi de, yeni bakan sever mi ki, bilemedim şimdi?!

HANİMİŞ: Bu oyuncakların ahşap olanların tanesi 36 TL'ye satılmaktadır! Teşekkürler Pinterest!

30 Temmuz 2013 Salı

Çakma Montessori Sınıfı

Minik Yıldızlar sınıfım eğitim öğretime başlarken böyleydi. Sonra köprünün altından iyilik getiren sular aktı, aktı, aktı böyle oldu! Peki yeter miydi; tabii ki yetmezdi! 

Okulda öğrendiğimiz tüm sistemler adına, etrafta işe yarar ne varsa aldım geldim sınıfıma. Eşimin nenesinin hacdan getirdiği fincanlardan tut, komşunun "Senin mutfağına basit kaçıyor" dediğim tepsilerine, oğlum için görevini tamamlamış eşyanın her çeşidine  kadar... İyi de oldu. 

Sonra okullar kapandı. Aa baktık Milli Eğitim Bakanlığı şurada benim dır dır vır vır hep söylediklerimi çok güzel özetleyen hocamızın/ların dediklerini dikkate almış ve sene sonu seminer döneminde bize "sistemi değiştirdim canlar" müjdesini veriyor. Ben de bir sevinç, bin sevinç, milyon sevinç! Artık kimseye laf anlatmak zorunda değilim dolapların kapaklarını niye söküyorum diye, oh bee!

Evet bazıları zorlanacaktır, her değişimde olduğu gibi. Bana hava hoş tabii zaten tam 10 yıldır Hıgh Scoope ve Montessori karışımı bir sistemi tüm bu statükocu, ezber bozmamaya yeminli, sistem kölesi, sorgulamayan, sloganlarla konuşan zihinlere karşı bil fiil uyguluyorum. Evet biraz çakma oluyor ama; yokluktaki çakma tokluktaki endemikten her zaman iyidir :))