Oyunlar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Oyunlar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

13 Kasım 2013 Çarşamba

Kasım'da güneş başkadır!

Okul açıldığından beri adeta güneş bizim için doğuyor, bizim için aydınlatıyor, bizim için ısıtıyor bahçeyi. Ne sabah ne öğleden sonra sınıfımızı teğet geçen güneşi ancak bahçede yakalayabiliyoruz. Böylesi bir fırsat varken tutar mıyım çocukları o ruh karartıcı yerde?! Bahçeye çıkıyoruz mutlaka her gün bir saat! Gözümüz gönlümüz aydınlanıyor, güzel düşünüyoruz yeminlen. Enerjiler toprağa karışıyor, biriken huysuzluklar terleme yoluyla dışarı atılıyor. Bağırma, çığırma, kudurma serbest! O kuru bahçede ne buluyorlar derseniz, sırayla anlatıcam efendim. Takipte kalın...

Parkımız yok, ama sadece kayma kısmı olan bir kaydırakçığımız var. Yaslarız masaya, ohhh...




HANİMİŞ: Bu nimeti-kaydırakçığı bağışlayan güzel insanı her kullanımda yad ederek elbette...

24 Ekim 2013 Perşembe

Sokrates yutmuş çocuklar; maalesef taze bitti

Bu yol seni nereye götürür; düz yol, zig zag yol?
Hangi yoldan gitmek istersin; düz yol, zig zag yol?
Hangi yol daha önce hedefe ulaştırır seni; düz yol, zig zag yol?
Hangi yoldan gidersen şıp diye karşıya geçersin; düz yol, zig zag yol?
Hangi yoldan gidersen elindeki ağırlıklardan daha çabuk kurtulursun; düz yol, zig zag yol?
Hangi yoldan yorulmadan gidersin; düz yol, zig zag yol?
Çevir çevir sor, döndür takla attır gene sor cevap değişmiyor: ZİG ZAG YOL!
E niyee?
Eğlenceli!
Hepsi bu :) Sokrates vari cevap arayanlar başka okullara lütfen, biz de sıkıcı çocuk bulunmamaktadır. İşleri güçleri oyun bunların :)





1 Ekim 2013 Salı

Sınıfa geometri tahtası gelir

Belki sınıfa bir gün geometri tahtası gelir, Reyhan Cadısı değişir,  eskilerden sıyrılır özgür olur, gülümse...

Milli Eğitim Bakanlığı orta okullarda yenilenen programla matematik derslerinde problem çözme, akıl yürütme, tahminde bulunma, desen arama gibi becerilerin büyük önem kazandığını söylemiş ve somut modeller olarak kesir takımları, tangram, geometri tahtası, onluk sistem blokları, birim küpler gibi fiziksel materyaller kullanılmasını istemiş. Daha yeni öğrendim ben. Ayıp benim ayıbım tabii. 

Şimdi bilmeyenler için açıklayayım; aşağıda görmüş olduğunuz oyuncağın-aletin adı geometri tahtasıdır. Montessori araçlarında da var böyle lastikle şekil yapmaca. Hemen-sağ olsun- geometri tahtasını matematik öğretmenimizden aldım, kavram merkezimize yerleştirdim. Ve sessizce izlemeye başladım olacakları. Açıkçası 5 yaş bebelerinden pek bir beklentim yoktu. Ayıp benim ayıbım tabii.






Sakın benim gibi şekildekinin yıldız olduğunu düşünmeyin; kartanesiymiş!


Çünkü normal sistemle düzleşen mantığım çocuklarımın da benim gibi geometri tahtasında kare-üçgen-daire bilemedin beşgen yapmalarını bekliyor. Çocuklarım bildiğin kompozisyon oluşturuyorlar ayol!! Ayıp benim ayıbım tabii...

Belki sınıfa bir gün geometri tahtası gelir, Reyhan Cadısı değişir,  eskilerden sıyrılır özgür olur, gülümse...
İmza: Her gün öğrenmeyi öğrenen öğretmen


15 Mayıs 2013 Çarşamba

Çılgın Annemle, Anneler Günü Pikniği

Benim annem, güzel annem, aman tek ben mutlu olayım, bir şeyden geri kalmamayım diye Reyhan Cadısı'nın arkasından güler yüzü ve enerjisiyle hep koşturan canım annem...


Benim "portakal" büyüklüğündeki midemin kapasitesini daima "karpuz" ebatlarında gören ve tabağımı daima yer kalmamacasına dolduran, ve daima masadan aç kalktığımı düşünen canım annem...

  






Güzeller güzeli beni anında mumyaya çeviren en hızlı-en pratik oyun arkadaşım canım annem...


  



Boyuma posuma bakmadan bir elinden hep tutmaya çalıştığım, benimle hep çocuk kalabilen canım annem...


"Yensek de yenilsek de önemli olan denemek" diyen canım annem...


Benimle "aynı anda aynı duyguyu" yaşayabilen canım annem...


Kazanmak için hedefe kilitlenen, beni hep çok heyecanlandıran canım annem...

  
Başarıya giden yolda önüne çıkan "her engeli" benim için zevkle aşan canım annem...


Önüne çıkan her engeli pratik zekayla hemencecik aşan canım annem... (Uçan havluya dikkat :))


   
Ben şiirimi okurken, sanki şimdi kollarına konmuşum gibi kucağında okşa beni, ninniler söyle bana...


Ben senin Minik Yıldızınım ve hep öyle kalacağım biliyor musun... Sen de benim için bir yıldızsın ve hep öyle kalacaksın. Seni çok seviyorum. Ve bugün burada benim için yaptığın çılgınlıkların hep kıymetini bileceğim canım annem... Seni çok ama çok seviyorum!


HANİMİŞ: Planlanan yarışmalı oyunlar bittikten sonra hız kesmeyen büyük yıldızların oyunları devam eder: Onlar çok şanslı çocuklar!


7 Mart 2013 Perşembe

Okul koridorunda kar yağdı!

Dikkat dikkat mart kapıdan baktırır, güneş dinlemez kar yağdırır!
Hem de koridorun ortasına :))






1 Şubat 2013 Cuma

Trafik Halısı

Pek çok kez sınıfımızdaki eksikliklerden bahsetmişimdir de, eksiğimiz var diye ağlayıp karanlığa küfretmek yerine hep mum yakmaya çalıştığımızdan bahsetmiş miydim? Burada bir başlangıç yapmıştım hatırlarsanız, bu da ikincisi: Trafik halımız yok, ama elektrik bantımız var:))





8 Aralık 2012 Cumartesi

Ömer Dinçer gibi düşünen öğretmen oldum ben!


Ben göreve başladım eğitimde reform yapıldı; 4+4+4  sistemine geçildi malum. 

Herkesin merakta olduğu; program ne olacak, müfredat ne olacak, sınıflar kaç kişi olacak, o ne olacak, bu ne olacak, şu ne olacak... diye mütemadiyen uzay boşluğunu soru ile doldurduğu bir dönem vardı hani. İşte o zamandan benim aklımda kalan sadece ve sadece ne yapacağını şaşırmış öğretmenimin 3 aylık uyum programını gördükten sonra söyledikleri:

“5 taş oynat” diyor, 
“Ee alan yok” dediğinde de 
“Kartla oynat” diyorlar. 



Hem gülmüş, hem üzülmüş, hem de düşünmüştüm. 5 taş nasıl kartla oynanır ya hu?! Bendeki zeka buna yetmeyince; "vah vah" çekip  "Milletimin başına bir de öğretmen oldum" diye üzülmüştüm. Bana verilen zavallı yavrular 5 taş oynayamayacaklardı; zira öğretmenleri bu işi kartla oynatma becerisine sahip değildi. Acaba kartları buruşturup taş gibi mi yapın demek istemişlerdi? Çözemedim valla; on iki yılı ana sınıfında çocuklarla 1 ila 9 arasındaki sayılarla arttırma ve eksiltme yaparak geçirirsen olacağı bu! (Bir öğrencim "Öğretmenim ben sınıfımı geçiyorum ama sen hiç geçemiyorsun" demişti oysa ki zamanında, da ben duruma uyanamamışım...)

Neyse efendim ben göreve başladım. Yok'un hakikaten "yok" olduğu bir sınıftayım. (Doldurursun dediler, yavaş yavaş dolduruyoruz çok şükür ama bugünkü mevzumuz bu değil) Ne zaman bir eksikle karşılaşsam 5 taş geliyor aklıma. Şimdi diyorum Ömer Dinçer olsaydı burada, nasıl çözerdi bu durumu?!

Hah işte günlerden bir gün, bir yokmuş bir varmış okulunun birinde öğretmenin çocuklardaki motor becerileri desteklemesi gerekiyormuş. Nedir bu motor beceri diyecek olursan sevgili okur; kimine göre basit kimine göre zor iş.  Şöyle ki: Ayakta durma, yürüme, koşma, zıplama, sıçrama, merdiven çıkma-inme, dengede durma, yuvarlanma, takla atma...


Bunların çoğunu alet-edevat olmadan yapıyorsun-yaptırıyorsun da, merdiven inme-çıkmayı nasıl yapacağız ya hu?! Hemen başladım sevgili bakanımız gibi düşünmeye. Veeee işte sonuç:

Ekmek yoksa pasta yiyin!
5 taş için taşın yoksa kartla oynat!
Tırmanma merdivenin yoksa inşaat merdiveni kullan!
Yıl 2012, severim seni!

HANİMİŞ: Yalnız çocuklar için tam bir eğlenceydi, bu bebelere her şey oyun zati :))