günce etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
günce etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

15 Eylül 2012 Cumartesi

İşte benim sınıfım!









Biliyor musunuz benim önceden ilgi köşeleri dopdolu, bilgisayarlı, projeksiyonlu, CD arşivli, bahçeli, sınıfın içinde-bahçesinde parkı olan, pırıl pırıl cıvıl cıvıl bir ana sınıfım vardı. Adı Eğlence Dünyası'ydı. Eğlence Dünyasında da Minik Yıldızlar'ım! 8 dönem yeni yeni Minik Yıldızlar geldi geçti o güzel yerden. Sonra ben ayrıldım şehrimden, okulumdan, sınıfımdan, Minik Yıldızlar'ımdan...

Biliyor musunuz burası benim yeni sınıfım; ilgi köşesi oluşturacak dolapları olmayan, var olan dolapları oyuncakla dolmayan, bahçesiz, parksız tatsız-ruhsuz-suskun bomboş Eğlence Dünya'm! Okul heyecanıyla sarmalanmış küçücük(Bu sene 2008 doğumlular benim öğrencilerim) Minik Yıldızlar'ımı karşılamaya gerçekten utandığım sınıfım. Ceza gibi! Türkiye'nin başkenti Ankara'nın bağrında yeni nesillere enerji vermek üzere, güya hazırladığım suskun sınıfım...

Yeni eğitim-öğretim yılımız hayırlı olsun, içi sonsuz neşeyle dolsun, anlatacak daha güzel anılar olsun...





8 Haziran 2012 Cuma


MERHABA

Bugün  "anne öğretmen"  olarak ilk resmi günüm.
Birazdan seçtiğim-atandığım okulumu görmeye gideceğim.

Yeni şehir, yeni okul, yeni veliler, yeni öğrenciler ve yepyeni bir ben!

Tam "iki yıl" süren koza dönemimden sonra 
merhaba Minik Yıldızlar!

Ben çok heyecanlı hep heyecanlı  Reyhan Cadısı, sizi özledim...

28 Aralık 2008 Pazar

isterim... isterdim...


  • Anlamsızca parmaklarımı yüzüklerle doldurmak; yazı ya da temizlik işi yapmak.
  • Yeşil temizlik eldivenlerimi takarak temizlik rehabilitasyon seansına başlamak.
  • Zihnen, bedenen ve sonuna kadar tembellik yapmak
  • Süpsüslü masalar hazırlamak
  • Prensesler gibi uyandırılmak
  • Sergiler gezmek
  • Gezilen sergilerden sonra kıskanıp,kudurup; yeniden tasarım dolu sergiler açmak
  • Dekorasyon dergilerine bakmak
  • Ülker rodeoyu fıstıklarını eze eze, çıtır çıtır yemek
  • Kremlin Sarayından daha şeker, bir saraycıkta oturmak
  • Hep gezmek, yeni yerler keşfetmek, hep et yemekleri yemek
  • Melekler rendelenirken karların altında Ahmet'le hop hop zıp zıp oynamak
  • Gitarımla "daha dün annemiz" şarkısından başka parçalar da çalabilmek




  • Yatağında yatan ve ne yazık hep yatacak olan yan flütümden en azından bir ses, bir nefes çıkarabilmek


  • Çocuklar için sıradışı eylemler yapmak, onları hayata hazır edebilmek
  • Hikayelerimi uzatabilmek... Uzasın da uzasın, ta ki roman olsun



******



  • Kırmızı elbisemle Ahmet'le dillere destan dans edebilmek*



  • Kahve içmek
  • Kahve içerken kitap okumak, kitap sayfalarını kahve lekeleriyle doldurmak
  • Köpeklerden korkmamak, bilakis onlarla boğuşmak
  • Ressam olmak ya da olmamak ama kolayca çizebilmek, kağıt üzerinde rasgele akabilmek
  • Toptan korkmamak; hatta ve hatta duvar tenisi oynamak
  • Çocuklar için tasarladığım dev adamların çocukları-çocuklara dev masallar kitabımı tamamlamak
  • Düğün ve kına organizasyonu dükkanıma kapısından girebilmek
  • Kimsenin yapamadığı aşk filminin senaryosunu tamamlamak
  • Rachel Ray'ın buzdolabına sahip olmak(ya da Ahmetcim buzdolabımızı kaportacıda yeşile boyatsın)
  • Big Blue-derinlik sarhoşluğu etkisiyle denizi alttan seyretmek
  • Bir kere de bir yere geç kalmamak
  • Kabe'de sırt üstü yatıp semaya bakarak melek hışırtılarını dinlemek ve arza yolculuk isimli o muhteşem raksı seyretmek...


  • Gece olunca antika masasında oturan Ann Holloway gibi, sinematografik bir klişe tadında günce yazmak; hokkayla yazarken çıkan hışır hışır sesi duymak ve mest olmak...

*Resim Meltem Sözer'e aittir