Gezi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Gezi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

12 Kasım 2013 Salı

Çılgın Hırsız 2

Minik Yıldızlar'la ilk gezimizi yapmış bulunuyoruz. İlk defa sinemaya gittiği için heyecanlı olanlar, ilk defa servise bindiği için heyecanlı olanlar, ilk defa kemer taktığı için heyecanlı olanlar, ilk defa evden-okuldan uzakta annesiz-babasız olacağı için heyecanlı olanlar, ilk defa hem film izleyip hem mısır yiyeceği için heyecanlı olanlar, hasılı her türden heyecanı olan yavrularla animasyon filmine sağlam gittik sağlam geldik çok şükür. Heyecandan karnı ağrıyan, koca alışveriş merkezinde ördek yavrusu gibi arkamdan dikkatle gelen cücelerim sizinle gurur duyuyorum! İçinizdeki heyecan hiç bitmesin!


Ben bu Minion denilen tipitipleri çok sevdim. Birinci bölümü izlemediğim için kendileriyle ilk defa karşılaştım ve bayıldım. Çocuklar da en çok bu Minion'ları sevmiş. Ertesi gün okula abisine çizdirdiği Minion'la gelen Rukiye'ciği görenler hemen kendisine bir Minion yapıverdi.










16 Mayıs 2013 Perşembe

ANNEM VE BEN GEZİYORUZ: HARİKALAR DİYARI


Dönem başından beri minikler "tek başına" katılıyorlar gezilere. "Anneler Günü Sürprizleri" kapsamında artık gezilerimize-etkinliklerimize annelerimizi dahil ettiğimiz anlaşılmıştır sanırım. Bu defa Ankara'nın-bize bir hayli uzak olan- Sincan ilçesindeki Harikalar Diyarı'ndayız!  

Erken saatlerde gitmiş olmamıza rağmen sıcak  hava  insanı bunaltıyor, amaaa dondurmalar şılap şuluuup yalanınca elbette geriye yorgunluk diye bir şey kalmıyor :) Geriye sadece tadı damağında kalan güzel bir gün oluyor. Tabii çocuklara soracak olursak eminim ki bundan sonra "fotoğraf makinası olan anne geziye katılmasın" diyeceklerdir :))



 Bize her yer deney köşesi: Haftalar önce konuştuğumuz kurbağa yavruları-iribaşlar canlı canlı!







15 Mayıs 2013 Çarşamba

Çılgın Annemle, Anneler Günü Pikniği

Benim annem, güzel annem, aman tek ben mutlu olayım, bir şeyden geri kalmamayım diye Reyhan Cadısı'nın arkasından güler yüzü ve enerjisiyle hep koşturan canım annem...


Benim "portakal" büyüklüğündeki midemin kapasitesini daima "karpuz" ebatlarında gören ve tabağımı daima yer kalmamacasına dolduran, ve daima masadan aç kalktığımı düşünen canım annem...

  






Güzeller güzeli beni anında mumyaya çeviren en hızlı-en pratik oyun arkadaşım canım annem...


  



Boyuma posuma bakmadan bir elinden hep tutmaya çalıştığım, benimle hep çocuk kalabilen canım annem...


"Yensek de yenilsek de önemli olan denemek" diyen canım annem...


Benimle "aynı anda aynı duyguyu" yaşayabilen canım annem...


Kazanmak için hedefe kilitlenen, beni hep çok heyecanlandıran canım annem...

  
Başarıya giden yolda önüne çıkan "her engeli" benim için zevkle aşan canım annem...


Önüne çıkan her engeli pratik zekayla hemencecik aşan canım annem... (Uçan havluya dikkat :))


   
Ben şiirimi okurken, sanki şimdi kollarına konmuşum gibi kucağında okşa beni, ninniler söyle bana...


Ben senin Minik Yıldızınım ve hep öyle kalacağım biliyor musun... Sen de benim için bir yıldızsın ve hep öyle kalacaksın. Seni çok seviyorum. Ve bugün burada benim için yaptığın çılgınlıkların hep kıymetini bileceğim canım annem... Seni çok ama çok seviyorum!


HANİMİŞ: Planlanan yarışmalı oyunlar bittikten sonra hız kesmeyen büyük yıldızların oyunları devam eder: Onlar çok şanslı çocuklar!


8 Mayıs 2013 Çarşamba

Minik Yıldızlar Sınıfı neden boş?

Çünkü komşuya gittiler; Renkli Kelebekler Sınıfı'na! Zaten sene başından beri giriş çıkışlarda karşılaşıyorlardı, gezilerde birbirlerini görüyorlardı, bir de dostluk-kardeşlik teması kapsamında sınıflarına misafirliğe gittiler. Gitmişken bir de sanat etkinliği yaptılar oh, mis! Tabii fotoğraf çekilmeden olmazdı, e onu da yaptılar, on yüz bin kere çığlık da attılar, sonra da kürkçü dükkanına geri döndüleeer... 

HANİMİŞ: 
  • Halı renkli, duvarlar renkli, kapılar renkli, tavandan sarkanlar renkli, çocukların kıyafetleri renkli, ellerindeki etkinlikleri renkli... bilmem artık kim bu rengarenklikte çocuğunu bulabilir :))
  • Kaybettiğiniz renginiz vardıysa mutlaka aşağıdaki fotoğraflardan birinde bulacaksınızdır, sadece dikkatli bakın...
  • Bundan sonra 21 öğrenciye çok demeyeceğim; çünkü 32, 21'den çok çok daha kalabalık ve de zormuş!
  • Sen hiç bu kadar çocuğu objektife baktırmayı denedin mi Abidin; ben denedim ve başaramadım!



12 Mart 2013 Salı

KENT PARK MACERA ADASI

Yorgun duruma gelmeleri, bir çaba sonucu vücutlarının artık yorgunluktan çalışamaz hale gelmesi mümkün mü bu modellerin? Sanırım hayır :)) Su gibiler tıpkı değil mi; yatağına göre hareket ediyorlar; çoşkun, taşkın, durgun. 

"Koşma, düşersin, kafana dikkat et, off orası çok tehlikeli, terleyeceksin, oraya sen çıkamazsın, bağırma, çığlık atma,  terli terli su içme" diye karışanları olmadan çoşkun ve taşkın olma günüydü bugün çocukların; özgürce çatlayana kadar oynadılar! Yine yakın olsak, en az iki haftada bir gidip biriken enerjiyi atmak isteyeceğimiz bir yer. 2 saatin sonunda Kent Park Macera Adası'ndan bize güle güle denildi maalesef. Ama biz neden her yere bu kadar uzağız kiii :((






11 Mart 2013 Pazartesi

ALİ DAYI ÇOCUK KÜTÜPHANESİ

Bana "kütüphane ne değildir" diye soracak olursanız, şunu söylerim: "Dört duvarı raflarla çevrili, rafların içi sadece kitaplarla dolu, sessiz durmak zorunda olunan, ders çalışmak ya da kitap okunmak için gidilen mekan" 

Amaaa bana "kütüphane nedir" diye soracak olursanız aşağıdaki resimlere bir bakın derim:















 







  




Biz çok çok çok sevdik. Ulaşım olarak uzak olsak da gönül ister ki her hafta gidebilsek. Üyelik imkanlarından faydalansak. Ödünç kitap alabilsek... Ali Dayı Çocuk Kütüphanesi Ankara için bir şanstır.   Bugün bu çocukların neşesi, heyecanı olan Vali Hamdullah Şükrü Kenanoğlu'na biz çok minnettarız, çok duacıyız... Mekanı cennet olsun... 

HANİMİŞ: Keşke bütün valiler, Hamdullah Şükrü Kenanoğlu gibi çocukları sevse ve az biraz onları düşünse...