5 Aralık 2012 Çarşamba

Minikler mimikleri öğrendi.

Bu aile katılımı çalışmamızı yapalı epey oldu. Hem eve göndermede, hem sanal panoya asmada niyeyse epeyce geciktim. Buradan başlayalım önce, bakalım nedensizliğin bacağını kırabilecek miyim?!

Sahi siz bugün kendinizi nasıl hissediyorsunuz?
Bize bunu konuşmadan, sadece mimiklerinizle gösterebilir misiniz?
Bizim minikler yapabiliyor, ona göre...








Bana kafayı ver, gerisini ben hallederim çalışması

Kendi çocuklarının yaptıklarını bu kadar beğenen bir öğretmen var mıdır bilemiycem ama, bu minnakların yaptıklarına bayılıyorum ben.  Evet efendim yine seyret seyret şükret tablolarıyla karşımızdalar!

Yavaş yavaş kafadan kollu-bacaklı dönemi de geride kalıyor. Boyundur, gövdedir artık çizilmeye başlandı.
Ben de şıngır mıngır gülümseyen öğretmenleri olarak panoya asıvereyim resimlerini şöyle...









2 Aralık 2012 Pazar

İyi ki doğdun Ceylin!

Çocuk heyecanlanması hep aynı oluyor biliyor musunuz;
en heyecanlı oldukları gün, en mahcup oldukları gün,
en mutlu oldukları gün, en çok saklandıkları-kaygı dolu bir suratla dolaştıkları gün,
en çok hediye aldıkları gün, sanki her gün hediye alıyormuşcasına en rahat oldukları gün!

Aşmış küçük, ama upuzun güzellerden biri daha.. Ceylin!
Güzel ve daima mütebessim kızım,
iyi ki doğdun canım!


Geldi ve gitti Sonbahar!

Gecikmenin neresinden dönülse kar olur bilemem...
Bu bizim "sonbahar" temamızın aile katılımı etkinliği idi, kış geldi ama yazmasam olmaz :)

Senelerdir "sonbahar"ı 
Yağmaya başladı yağmurlar
Esmeye başladı rüzgarlar
Soğudu artık havalar
Döküldü güzel yapraklar
Gitti göçmen kuşlar
Geldi sonbahaaaar
şarkısıyla öğretiyorum.
Hem pratik, hem akılda kalıcı oluyor.
Bir de anne-baba-çocuk beraberliğinde yapılan "sonbahar mevsimi resmi"yle temamızı tamamlıyor, önümüzdeki mevsimlere doğru yol alıyoruz.

HANİMİŞ: Yaprak ağaç benim cücelerin proje çalışması





1 Aralık 2012 Cumartesi

Onlar büyüdü!

Tabii büyüdüler,
kocaman oldular:
Tam 4 yaşındalar!

Artık anne-babalarından ayrı, kendi başlarınalar.




28 Kasım 2012 Çarşamba

CD Kafalı Çocuk

Reyhan Cadısı CD'yi kağıda yatay olarak yapıştırmalarını ister; 1'den 20'ye sayana kadar hop işlem tamam.
Reyhan Cadısı "Hımmm bundan ne yapabiliriz acaba?" diyerek beyin fırtınasını başlatır; 1'den 20'ye sayana kadar hop bir milyoncuk fikir çıkar.
Reyhan Cadısı "bugün özgür olmadıklarını insan yüzü yapacaklarını" söyler, ama resmin kalanını tamamlamada özgürdürler; 1'den 20'ye sayana kadar hop işlem tamam.
Artık bu CD kafalara bakarken kaça kadar sayarsanız sayın,  seyretmelere doyulmaz :))




21 Kasım 2012 Çarşamba

Oynayanları seyretmece oyunu


Biz ilk ve orta okul bünyesinde bir Eğlence Dünyasıyız.


Eğer hoplarken-zıplarken-kudururken-farkında olmadan kavramları bünyeye indirirken, velhasıl oynarken ilk ve orta okul öğrencilerinin bir tenefüsüne denk geldiysek eğer; manzaramız hep bu!

Camın arkasındaki özellikle sol taraftaki mini mini birlere çok üzülüyorum. Bu yasa çıkmasaydı onlar geçecekti   ipin altından, ipin üstünden, iki ipin arasından... Şimdi sadece uzaktan bakakaldılar, oyun kurmayı bilmiyor ki yavrular, tenefüste ne oynayacaklar; oynayanları seyretmece...


 


20 Kasım 2012 Salı

Dikkat yazılı var!

Şıışşşşşşşşşşş...
Büyük Yıldızlar veli paylaşım toplantısında duygularını kağıda aktarıyor...



19 Kasım 2012 Pazartesi

Turşu Mevsimi


Ding! Dang! Dong!
Anasınıfları için geleneksel turşu sezonu açılmıştır!

Çalışkanlığını göstermeye pek meraklı her öğretmen gibi biz de yaptık elbette turşu; niye yapmayalım canım, sirkemiz mi eksik? 

Ama çocuklar sadece hazırlanan turşu iksirini kavanoza dökme işini sevdi doğruyu söylemek gerekirse. Bizde yalan yok. "Öyle ay çoook eğlendiler, bayıldılar, turşu diye turşu oldular halleri olmadı anlayacağınız.  Yedircem diye ödleri koptu, suratlar düştü. Ben de dedim ki "Annenize-babanıza hediye edeceksiniz bu turşuları. Akşam yemeğinde hapur hupur yiyecekler merak etmeyin." Aman nasıl sevindi yavrular. 

Sevgili Anne ve Sevgili Baba çocuklarınız kesinlikle sizi çok seviyor; kendi yemeyip yedirecek kadar, turşu yedirecek kadar. Artık siz neresinden bakarsanız :))









           Turşu yapmasını bilmeyen öğretmene yardımcı olan babanemize ve Dr. Oetker'e teşekkür ederiz. 

İyi ki doğdun Ayça!

En kirli etkinliklerden bile tırnağına boya sıçratmadan çıkan, 
en zor yap-bozu bile ilk defasında yapan, 
dakikada 5 kere "öğretmeniiiiim" diyen, 
güzel gülüşlü, 
çok süslü,
pek bilmiş, 
pek ciddi
pek öğretmen kızım Ayça 
iyi ki doğdun canım!

Hep böyle ışıl ışıl olman dileğiyle...



14 Kasım 2012 Çarşamba

Picassolar bizim sınıfta!

"Yaratıcı sanat çalışması nasıl yapılır" madde madde açıklayayım efendim:

1) Pet şişe kapakları silikonla A4 kağıdına yapıştırılır.
2) Kağıtlar çocuklara dağıtılır.
3) "Burada ne görüyorsunuz minnak ressamlar?"diye sorulur.
4) Tayyihan'ın hemen "Göz görüyorum!" demesi üzerine, hepsi hepsi hepsi göz görür :))
5) İstediği renkteki pastel boyasını alan eline, başlar sadece gözleri olan resmi tamamlamaya...
6) Sonuç; "Rafael gibi resim çizmem dört senemi aldı, çocuk gibi çizmem ise ömrümü" diyen Picosso'yu yad ederek bak bak mutlu ol, bak bak gülümse, bak bak aşık ol eserleri karşınızda!







9 Kasım 2012 Cuma

Neden öğretmenlik yapılır?

Kız kardeşim bizdeydi.
Yeni hayatımı beğenmediğini söyledi. İki yıllık ücretsiz izinden sonraki çalışma hayatımla yeniden şekillenen hayatımı kastediyordu.
"Sabah erkenden kalkıyor bir sürü iş yapıyorsun, okula gidiyor çalışıyorsun öğlen eve geliyor bir sürü iş daha yapıyorsun, oğlanla ilgileniyorsun, bir sürü iş daha ve yemek yapıyorsun, oğlanın işlemlerini tamamlayıp, kendine kalan zamanda da internetten çocuk gelişimi videoları izliyorsun!!!"

Evet söyledikleri doğru.
Farkındayım bunun; kendime kalan zamanı da çoğunlukla oğluma ve çocuklarıma dair okuma ve incelemelere ayırıyorum. Hiç bitmiyor okuyacaklarım; tam bitirdim dediğim noktada başka bir şey keşfetmiş oluyorum. Haydaaa bu sefer ona başlıyorum :)) Belki bunu gören birilerinin veya çoklarının kendime zaman ayırmıyorum diye bana acıması normaldir 
ama
şu bir gerçek;
en çok şu aşağıda gördüğünüz 17 miniği
ilk defa sinemaya-hem de gözlüklü sinemaya- götüren öğretmen olmayı seviyorum!

Neden mi öğretmenlik yapılır;
gece heyecandan uyuyamayıp, "Işıklar kapandığında, çok karanlık olcak mı?", "Korkarsam elimi tutar mısın", "Tam yakalayacaktım elimden kaçırdım deniz kaplumbağasını", "Öğretmenim çok güzeldiiiiii, gene gelelim miiii?" duyabilmek, boncuk gözlerdeki memnuniyeti görebilmek, cıvıltılarını hissedebilmek için tabii ki de...
Herkese nasip olmuyor bu...
Bu da benim mesleğimin en güzel tarafı işte!


Ankamall Cinemaxsimum Sinemaları'nda 
Sammy'nin Maceraları 2'yi gözlüklerle izlemiş pek mutlu Minik Yıldızlar görmektesinizdir.
Şakacı sonbaharın yağmuru, rüzgarı, fırtınası bizi durduramamıştır...

1 Kasım 2012 Perşembe

İyi Bayramlar!

Ben  hiç sevmedim ve hala da sevmiyorum; 
sanat etkinliklerinde
aman Kurban Bayramı geldi koyun pamuklayalım,
aman Ramazan Bayramı geldi şeker dolduralım,
aman yılbaşı geldi çorap asalım,
bizim bayramdan anladığımız bu;
herkese İYİ BAYRAMLAR!

Tüm çocukların, her sabah uyandıklarında yastıklarının altında onları bekleyen bayram hediyelerinin olması dileğiyle...




19 Ekim 2012 Cuma

Mavi Çorap Partisi

Hiç biri farkında değil, çılgınlar gibi oynuyoruz zannediyorlar!
Ama öyle değil, ama bilmiyorlar; her bir oyunun içinden 
ne çok şeyi beyinlerine usul usul enjekte ettiğimi...
Yaşasın oyun!

Mesela bu görüntüler Mavi Çorap Partimizden;
mavi rengi tanıtıldı,
hedefe top atma davranışı pekiştirildi,
rengine göre gruplandırma davranışı pekiştirildi,
aşağı-yukarı/gergin-gevşek kavramları pekiştirildi,
birlikte dengeli hareket etme pekiştirildi,
gerektiğinde lider takip edildi,
toplar daha yukarıya zıplasın diye kafalar çalıştırıldı...

Yaaa mini mini yıldız, sen de sanıyon ki bugün partide sadece kudurmaca yaptık :))




18 Ekim 2012 Perşembe

Minik Yıldızlar Sınıfı RENGARENK!

Ben şanslı biriyimdir, hep söyler çevremdekiler.
Bir yıl önce açılan yepyeni bir okulda, neredeyse ceza gibi bir sınıfta göreve başlayan ben,
şimdi bakın nerede çalışıyorum!!!

Demek ki sona kalan hep dona kalmaz-mış...
Böyle mutlu mutlu mutlu renk cümbüşünü seyretmelere doyamaz-mış...
Demek ki şans hakikaten hep benden yanay-mış...

Peki nasıl oldu da, bu oldu?
Sadece Ankaralı Emziren Anneler Grubu'na "bu sınıfla çocuklarımın karşısına çıkmaya utanıyorum" diye bir yazı gönderdim. Anında Nihan, Banu, Elif, Deniz, Funda, Yonca, Fatoş, Quality, Sonay Annelerden ses geldi!(Unuttuklarım varsa lütfen affetsinler...)  Sadece kendi çocuğuna değil, tüm çocuklara karşı kalbi iyilikle atan bu duyarlı anneler oyuncak gönderdiler, oyuncak gönderdiler, oyuncak gönderdiler, ama en çok moral gönderdiler!

Sonra bu gruptan Nihan, yazımı üyesi olduğu başka bir grupta paylaşmış.. Oradan da, taaa Bodrum'dan güzel insan Pınar bana, sınıfıma, hatta diğer sınıflara, tüm çocuklara ses ve renk verecek 2 kamyon anaokulu malzemesi gönderdi! Anlattığım her kişinin "İyi yere dükkan açmışsın, çok şanslısın!" dediği bu güzide insan, bunların hepsini babacığının hayrına "çocuklar mutlu olsun" diye yapmıştı. Telefondaki pozitif ve hep tepedeki enerjisiyle, "senin hep yanındayım" gibi sımsıcak ifadeleriyle, candanlığıyla, hassasiyetiyle, cömertliğiyle, çabukluğuyla bu yaşımda, görmediğim ama çok sevdiğim, ve sanki hep tanıdığım bir arkadaşım oldu canım Pınar.

Bu sayede yepyeni insanlar tanıdım, sevdim, değer verdim, değer gördüm ve çok çok mutlu oldum.
Evet hala eksiklerimiz var, ama eksiklerimden çok daha fazla umudum var.
Şuraya bir bakar mısınız; Minik Yıldızlar Sınıfı rengarenk!