11 Mart 2013 Pazartesi

ALİ DAYI ÇOCUK KÜTÜPHANESİ

Bana "kütüphane ne değildir" diye soracak olursanız, şunu söylerim: "Dört duvarı raflarla çevrili, rafların içi sadece kitaplarla dolu, sessiz durmak zorunda olunan, ders çalışmak ya da kitap okunmak için gidilen mekan" 

Amaaa bana "kütüphane nedir" diye soracak olursanız aşağıdaki resimlere bir bakın derim:















 







  




Biz çok çok çok sevdik. Ulaşım olarak uzak olsak da gönül ister ki her hafta gidebilsek. Üyelik imkanlarından faydalansak. Ödünç kitap alabilsek... Ali Dayı Çocuk Kütüphanesi Ankara için bir şanstır.   Bugün bu çocukların neşesi, heyecanı olan Vali Hamdullah Şükrü Kenanoğlu'na biz çok minnettarız, çok duacıyız... Mekanı cennet olsun... 

HANİMİŞ: Keşke bütün valiler, Hamdullah Şükrü Kenanoğlu gibi çocukları sevse ve az biraz onları düşünse...

7 Mart 2013 Perşembe

Okul koridorunda kar yağdı!

Dikkat dikkat mart kapıdan baktırır, güneş dinlemez kar yağdırır!
Hem de koridorun ortasına :))






26 Şubat 2013 Salı

İyi ki doğdun Yunus!

Kaybettim dediğim, bambaşka bir yerden çıkan ve beni sevince boğan bir an bu:
Küçük ama sınıfı peşinden sürükleyen Yunus'cuğun doğum günü!
Doğum günün kutlu olsun,
iyi ki doğdun Yunus! 
Hep şanslı ol!


25 Şubat 2013 Pazartesi

Yoğurt mayalamanın püf noktası!

Efendim şimdi "iyi bir yoğurt mayalamanın püf noktaları"nı açıklayacağım, hazır olun:

  •  Sınıfa bir adet anne getirilir! Hepsi bu :)) Sonra canım annem çocuklarla yaparken ben sadece fotoğraf çekerim...










16 Şubat 2013 Cumartesi

"Sanat" nasıl yok edilir?

"Bakımevleri, anaokulları veya kamplardaki oyun grupları arasında, 
çocukların yapmış olduğu çalışmalar birbirinin kopyasıysa, 
bu çalışmaların sanatla yakından uzaktan ilgisi olmadığını vurgulamak gerekir." 
(Susan Striker Çocuklarda Sanat Eğitimi)

Hocam, büyüksün! Söz sussun resimler konuşsun artık, buyrun...








4 Şubat 2013 Pazartesi

İyi ki doğdun Bahriye Ebrar!

Pastanın etrafında hayranlıkla bakan arkadaşları,
evde ve işte heyecanına ortak ve özlemle bekleyen anne-babası,
pek aceleci öğretmeni ile 
fotoğraftaki şirine için mutlu anlar biriktirme etkinliği yapılmaktadır.

Hep gülümseyen güzel kız;
daima yanında sevdiklerin, 
kalbinde bitmeyen hayallerin olması dileğiyle
 iyi ki doğdun Bahriye Ebrar!


1 Şubat 2013 Cuma

Trafik Halısı

Pek çok kez sınıfımızdaki eksikliklerden bahsetmişimdir de, eksiğimiz var diye ağlayıp karanlığa küfretmek yerine hep mum yakmaya çalıştığımızdan bahsetmiş miydim? Burada bir başlangıç yapmıştım hatırlarsanız, bu da ikincisi: Trafik halımız yok, ama elektrik bantımız var:))





25 Ocak 2013 Cuma

15 gün ara!

Ayça Şen, Kalın Kitap sayfa 190 yukarıdan 8. satırda şöyle bir olay anlatıyor:

"Meksika'da bir çocuk okula gitmemek için kendini yatağa yapıştırmış. Eve ambulanslar gelip spreylerle çocuğu yataktan ayırmışlar. Ayırır ayırmaz da okula yollamışlar. En üzüldüğüm kısmı da bu oldu. Çok eskiden savaşın acılarını anlatan bir film izledim ama yönetmeni, ismini filan hatırlamıyorum. İkinci Dünya Savaşı filandı. Çocukların savaşta çektiği zorluklar, okumak için çırpınışları, ailelerin çektiği acılar anlatılıyordu. Filmin sonunda kamera yavaş yavaş açılıyordu; büyük bir bayram neşesiyle, sevinç çığlıklarıyla çocuklar deli gibi koşarak şapkalarını havaya fırlatıyorlardı. Doğal olarak siz de savaşın bitişini kutlayan çocuklara gözyaşlarıyla bakıyordunuz. Hayır, savaş bitmemişti oysa; çocuklar sabah okula geldiklerinde okullarının bombalanıp yıkıldığını görüp muhteşem sevinmişlerdi."

Bence okul hayatıyla ilgili anlatılacak en süper bir hikaye! Sadece anasınıflarında olmaz bu "okula gitmiceeeem", "okul hep tatil olsa keşke" durumları diye düşünürdüm. Yanılmamışım.

"Her çocuk bir yıldızdır ve elbette başarılıdır" imzalı başarı belgeleriyle tatile uğurlanan Minik Yıldızlar pek bir durgundu, pek bir hüzünlüydü bugün. "Ama okul bitmesiiiin"miş...

Ama bitti ve ding dang dong 15 günlük ara başladı. 



22 Ocak 2013 Salı

10 marifetten biri; dikiş dikmek

Lütfen dikkat fotoğraflar gerçektir; alıcılarınızla oynamayın, kan şekerim düştü diye vücudunuza gereksiz şeker yüklemeyin, kese kağıdına üflemekten nefessiz kalmayın, sakin olun, sadece ve sadece sınıfımızda 4 yaş bücürleri için dikiş köşesi açılmıştır :)) İmkan ve de izin versek, sabır göstersek kim bilir neler yapacaklar, NELER?!






18 Ocak 2013 Cuma

İçine "Susan Striker" kaçan öğretmen olmak...

Oldum olası kalıpları sevmem ben. Aynılıktan kokarım. Fırıncı vitrinindeki ekmekler gibi olmayı, duyduğu sloganlarla banttan konuşur gibi konuşmayı, koyun gibi kim ne demişse aynını-düşünmeden- uygulamayı, aynı yere hep aynı yoldan gitmeyi, çorbasında bir kez bile yeni bir baharat denememeyi, mağaza vitrinindeki oturma grubunu aynı mağazadaki gibi evinde sergilemeyi, korku filminden fırlamış gibi daima ikiziyle aynı giyinmeyi, her şeyiyle ama her şeyiyle tüm çocukların aynı resmi yapmış olduğu sınıfın öğretmeni olmayı sevmem ben. Bu durum beni tüketir, bitirir... Şükürler olsun ki hep aynı kalmıyor, gittikçe değişiyor ve daha da gelişiyorum. İki yıllık doğum iznim boyunca kendimi farklı ve renkli olmak için devamlı bileyledim! 

Mesela bu sene tümden kalıplı sanat etkinliği olayını bitirdim. Haftaya birinci dönemi bitiriyoruz. Sanat etkinliklerimizin tamamı incelendiğinde 21 farklı çocuk, 21 farklı görüş, 21 farklı ruh, 21 farklı hayal gücü, 21 farklı uygulama, 21 farklı tamamlama, 21 farklı boyama görülüyor. Bugün sanat etkinliği dosyalarını inceledim son kez. Ve kalıplardan bağımsız, özgür, düşündüğünü kağıtta uygulayabilen, rengarenk, yaratıcı bu 4 yaşındaki ressamlarla gurur duydum! Bir kez daha eserlerine aşık oldum!

Aşağıdaki çalışma için; 1 büyük daire, 1 küçük daire, 1 üçgen, bir tane de üzeri çizili şekli çocuklara dağıtıyorum. "Özgür olmadıklarını(Genelde "özgür" oldukları çalışmalar yaptığımızdan özellikle bunu belirtiyorum.), bugün bana içinde kuş olan bir resim hazırlamalarını" istiyorum. Başka da hiçbir yönerge vermiyorum. Sonra şekilleri kesip çıkarırlarken aralarında konuşuyorlar. "Bu kafasıdır, bu gagasıdır kesin" diye... Bazen birinin söylediği hepsini etkiliyor, ama yine de uygulamada kendi düşündüklerini uyguluyorlar! "Bakmak, kopya etmek, ben yapamıyorum, ama sen söylemezsen ben yapamam" hiç yok!!! Pıtı pıtı pıtı kesiyor, yapıştırıyor, süslüyorlar! Yan durmuş kuş, uzun bacaklı kuş, boynu olan kuş, sadece kafası olan kuş, kızgın olan kuş... sü-per-ler ve de kesinlikle aynı fırından çıkmış farklı ekmekler!